26 Ocak 2011 Çarşamba

MAKYAJI,DURUŞU,BAKIŞI,ENDAMI HEPSİ BİR ARADA. BENCE ÇOK HOŞ OLMUŞ..

Merhabalar,


Bugün bloglar arasında gezinirken çok güzel bir bloga rastladım ve blogun adresini de sizlerle paylaşmak istedim.

Buyrun.. =) http://queensimage.blogspot.com/


Ve birde fotoğraf paylaşmak istiyorum benim favorim bu oldu :)

21 Ocak 2011 Cuma

Mahsun Sahabe Hz.Vahşi

Hazret-i Hamzanın Bedr gazâsında öldürdüğü Tuaymenin birâderinin oğlu olan Cübeyr bin Mutimin kölesi idi. Habeşli olduğu için el ile ok atmakda usta idi. Uhud gazâsında Cübeyr buna (Hamzâyı öldürürsen âzâd ol!) demişdi. Hind de babasının ve amcasının intikâmı için Vahşîye mükâfât va'd etmişdi. Vahşî taş arkasına pusuya girip yalnız hazret-i Hamzayı gözetirdi. Hazret-i Hamza sekiz kâfiri öldürüp saldırırken Vahşî okunu atarak şehîd etdi.Sonra ciğerini çıkarıp Hinde götürdü. Hind sevinip ciğeri çiğnedi. Üzerindeki zînetlerin hepsini Vahşîye verdi. Dahâ da vereceğini söz verdi. Hindin bu çirkin canavarca işi islâm dînine olan düşmânlığından değil idi. Hazret-i Hamza Bedrde bunun babası Utbe ile amcası Şîbeyi öldürmüşdü. Bunların ve kardeşi Velîdin intikâmını almak için bu işi yapdı. Vahşî de âzâd olmasını altunlara kavuşmasını düşünüyordu. İslâmiyyete hücûm düşüncesinde değildi. Hicretin sekizinci yılında Mekke feth edildiği gün Resûlullah Kureyşin hepsini afv buyurdu. Yalnız on kişinin adını söyleyip bunları gören öldürsün buyurdu. Hind ile Vahşî bunlar arasında idi. Vahşî Mekkeden kaçdı. Bir zemân uzak yerlerde kaldı. Sonra pişmân olup Medînede mescide gelip selâm verdi. Resûlullah selâmını aldı. Vahşî (Yâ Resûlallah! Bir kimse Allaha ve Resûlüne düşmanlık yapsa en kötü en çirkin günâh işlese sonra pişmân olup temiz îmân etse Resûlullahı canından çok sevici olarak huzûruna gelse bunun cezâsı nedir?) dedi. Resûlullah (Îmân eden pişmân olan afv olur. Bizim kardeşimiz olur) buyurdu. (Yâ Resûlallah! Ben îmân etdim. Pişmân oldum. Allahü teâlâyı ve Onun Resûlünü herşeyden çok seviyorum. Ben Vahşîyim) dedi. Resûlullah Vahşî adını işitince hazret-i Hamzanın parçalanmış hâli gözü önüne geldi. Ağlamağa başladı. (Git seni gözüm görmesin!) buyurdu. Vahşî öldürüleceğini anlıyarak kapıya yürüdü. Eshâb-ı kirâm kılınca sarılmış işâret bekliyordu.

Vahşî son nefesimi alıyorum derken Cebrâîl aleyhisselâm geldi. Allahü teâlâ buyurdu ki (Ey sevgili Peygamberim! Bütün ömrünü puta tapmakla kullarımı bana düşmân etmeğe uğraşmakla geçiren bir kâfir bir kelime-i tevhîd okuyunca ben onu afv ediyorum. Sen amcanı öldürdü diye Vahşîyi niçin afv etmiyorsun? O pişmân oldu. Şimdi sana inandı. Ben afv etdim. Sen de afv et!) Herkes öldürün emrini beklerken (Kardeşinizi çağırınız!) buyurdu. Kardeş sözünü işitince saygı ile çağırdılar. Vahşîye (afv olduğunu) müjde eyledi. (Fakat seni görünce dayanamıyorum. Üzülüyorum. Bana görünme!) buyurdu. Resûlullahı üzmemek için bir dahâ yanına gelmedi. Mahcûb başı önünde yaşadı.O (s.a.v.) mimberdeyken onu kenardan mahsun mahsun dinler Ona (s.a.v.) görünmemek için elinden geleni yapardı...

Vahşi bundan sonra hep şehadeti kolladı.Onu aradı onu bulmaya çalıştı ama nafile.Efendimiz(s.a.v.)eğer onu huzura kabul etmiyorsa o da şahadeti arardı... Yemame'ye kadar...Yemame adeta bir kıyımdı...Öyle çok sahabe şehit oldu ki İslam büyük darbe aldı. Bu savaşta Hz.Vahşi de vardı ve elinde sadece hatırından ötürü taşıdığı paslı mızrağı...
Bir ses;"Vahşi işte ALLAH düşmanı..."Düşman yalancı peygamber Museyleme ve Hz.Vahşi o paslı mızrağı son kez hedefe saldı...Hedefde küfür var... Ve hedef tutar... Museyleme öldürülmüştür...
"ALLAHUEKBER..."Vahşi'den çıkan son sestir.Hemen secdeye kapanır ağlamaya başlar;"Ya Resulullah...Cahiliye devrinde mü'minlerin en hayırlısını öldürdüm.Bu gün ise en şerlisini huzuruna çıkabilirmiyim artık?"

Burdan sonrası hakkında ki rivayet sahih olmadığı için ifade etmekten çekiniyor ve affınıza sığınıyorum...Huzura kabul edildi mi? Edilmedi mi bilemiyorum..
(ALINTIDIR)

19 Ocak 2011 Çarşamba

TRABZON - UZUNGÖL

Toprak kayması sonucunda Haldızen Deresi’nin önünün kapanmasıyla oluşan Uzungöl, deniz seviyesinden yaklaşık 1100 metre yükseklikte, yeşilin her tonunu barındıran ormanlarla kaplı Doğu Karadeniz dağlarının dik yamaçları arasında tarifi imkânsız, fotoğraflara sığmayan, dünyada benzerine az rastlanabilecek türden bir güzellik oluşturur.

Uzungöl’ün taşıdığı doğal değerleri bütünleyen en önemli unsur, yöre koşullarına uygun bir tarzda yapılmış olan ve kendine özgü bir mimari stili yansıtan eski ahşap evlerin pek çoğunun karakteristik yapıları bozulmadan bugüne dek gelebilmiş olmasıdır.

1989 yılında Tabiat Parkı ve 2004 yılında Özel Çevre ilan edilen bölge, özgün yapılaşmasının ve doğal çevresinin korunabilmesi amacıyla sit alanı kapsamındadır.

Uzungöl’ün, kendi doğal yaşam alanlarını koruma ve gelecek nesillere aktarma bilincine sahip insanları kadar renkli olan diğer bir özelliği de zengin bitki örtüsüdür.

Özel ekolojik koşullara sahip dar bir alanın dışında yetişmeyen, tıptan kozmetiğe kadar pek çok alanda kullanımıyla uluslar arası değerler taşıyan endemik bitkilerin yaygınlığı ve çeşitliliği Uzungöl’ün gen koruma merkezlerinden biri olmasını sağlamıştır.

Rakımın yüksekliği ve engebeli arazi yapısı nedeniyle tarım her ne kadar çok gelişmiş olmasa da sahip olduğu doğal kaynakları ve sanayi kirliliğinden eser bulunmaması sayesinde Uzungöl organik tarım açısından da önemli bir potansiyel taşımaktadır. Aynı koşullar bölgede mevsimsel olarak canlanan arıcılıkta da lezzet ve besleyicilik açısından yüksek değerli ürünlerin elde edilmesini sağlamaktadır.

Uzungöl’ün çevresindeki, Karester, Veli, Büyükyayla, Küçükyayla, Şekersu, Tabanoz, Limni, Multat, Durnalı, Karimazira yaylaları gerek zengin otlak alanları, endemik bitkileri, kendine özgü çiçek türleri, temiz, bol ve şifalı su kaynaklarıyla doğal hayvancılığa, saf süt ve süt ürünlerine olanak sağlar.

Yaban hayati bakımından oldukça zengin olan uzungöl ormanlarinda ayi, dağ horozu, dağ kecisi, tilki, vaşak, çakal, kurt, peceli baykuş, karaca, alacasansar, yabani tavşan gibi hayvanlara rastlamak mümkündür.


(Fotoğraf :Mehmet İnan)

Gerçekten çok güzel bir yer ve çok güzel bir kare yakalanmış..



Kesinlikle gidip görülmesi gereken yerlerden, kısmet olursa inşallah bu yaz gideceğim. Kendi çektiğim fotoğraflarıda burda paylaşacağım.. =)